ARPAÇ KÖYÜ SİTESİ bayart
Gezinmeniz için lütfen üye olunuz

Değerli arpaçlı hemşerilerim
uzun zamandır siteyle ilgilenemiyorum
sizlerin daha iyi vakit geçirmeniz için
içerik koyacağım
tabiki sizlerinde katkısı olması gerekmektedir

Paylaşım herzamandoslukları pekiştirir
lütfen elinizde bulunan RESİM VİDEO VE DİĞER BİLGİLERİ
burada paylaşırsanız sevinirim
sağlıcakla kalın
<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3360664947790377";
/* 728x15, oluşturulma 04.11.2009 */
google_ad_slot = "0825449620";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
mail: artx66@gmail.com
En son konular
» tıkla
Paz Ekim 03, 2010 9:53 pm tarafından bayart

» HÜNER MOBİLYA 0530 874 48 66
Paz Mart 14, 2010 12:17 am tarafından lütfü

» HÜNER MOBİLYA
Paz Mart 14, 2010 12:06 am tarafından lütfü

» HÜNER MOBİLYA
C.tesi Mart 13, 2010 11:42 pm tarafından lütfü

» BİLGİSAYAR KULLANIM ALANLARI
Paz Ara. 06, 2009 3:14 am tarafından bayart

» BİLİM Ve İNSAN
Paz Ara. 06, 2009 3:09 am tarafından bayart

» ilk yardım
Paz Ara. 06, 2009 3:08 am tarafından bayart

» SU OLMASAYDI
Paz Ara. 06, 2009 3:07 am tarafından bayart

» TELEFON UN İCADI
Paz Ara. 06, 2009 3:06 am tarafından bayart

SONDAKİKA HABERLERİ
REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
HABERLER
ARPAÇ KÖYÜ VİDEOSU
ECDADIMIZ

DUYURU PANOMUZ



lütfen arpaç köyüne aitresim videolar ekleyin köye gidemeyenlerhiç olmazsa hasret giderir


----------


sitemize hoş geldiniz


----------


lütfen dernekle ilgili düşüncelerinizi yazın


----------

BAYART


Anket

Atatürk'ün Bilime Verdiği Önem

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Atatürk'ün Bilime Verdiği Önem

Mesaj tarafından bayart Bir Çarş. Şub. 11, 2009 7:06 pm

9/12/2008 - ATATÜRK'ÜN BİLİME VERDİĞİ ÖNEM




Atatürk'ün Bilime Verdiği Önem:

Atatürk
ün önem verdiği ve savunduğu kavramların hayatımızla olan uyumunu,
hemen her alanda görmek mümkündür. Atatürk ün bilim konusuna yaklaşımı,
bunun bir başka örneğidir. Atatürk, "İlim ve fen nerede ise oradan
alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için
kayıt ve şart yoktur" derken, konuya olan ilgisini ön plana
çıkartmaktadır.

Türk Milleti, gerçek karakterine ters düşen,
cahillikten ve geri kalmışlıktan kurtulmak için, Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürk ün göstermiş olduğu çağdaş uygarlık yolunda ilerlemeli;
hedeflerine ulaşmak için bir an önce harekete geçmelidir. Bu hedeflere
ulaşmak için gereken herşey yapılmalıdır. Türk Milletinin üstün
karakteri bunu yapacak güçtedir. Atatürk ün bilime verdiği önem de,
Türk Milletini bu hedefe ulaştıracak yollardan biri olduğu düşünülerek
değerlendirilmelidir.

Atatürk; bilim ve fen hakkındaki görüş ve düşüncelerini şöyle ifade etmektedir:

"
Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek
yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici
aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve
fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve
ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl
önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra
bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak
değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz.
Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız...
Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet
düzeyinin üzerinde yaşayacağız.

Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan
birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin
ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin
kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun
olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin
egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

Başarılı
olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir
uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği
idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak
ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir.
Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını
önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından
iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak
ondan sonra ortaya atmalıdır.

İlerlemek yolunda yapılacak her
önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu
sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde
hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan
kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim
ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir. Her işin esas hedefine kısa ve
kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir,
mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Her yeni yetişen
kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse, ancak o zaman gelecek
nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği
meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur. Bir
millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir.
Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz
edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her
türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak
unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.
Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir
görüşle görmeliyiz. Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu
olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak
lazımdır.

Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil
yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu
bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim
ve fen almak için Avrupaya, Amerikaya ve her tarafa çocuklarımızı
göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede
varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık
himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati
gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile
anlatarak amacımıza yürüyeceğiz. Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki
kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline
koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar,
muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir
sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir.
Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir
düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen
cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen
körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları
kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş
olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de,
özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek
bilginler çıkar.

Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız
arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları
memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve
işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi
değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine
ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur. İtiraf ederim ki, düşmanlarımız
çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak
demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre
bilim, teknik ve her türlü buluşlardan azami derecede yararlanmak
zorunludur.

Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme
ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme
çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır. Bütün
uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp
sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava
kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı
planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı
tutmak lazımdır. İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur. İlim ve
özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda
isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi
ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin
güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

Ben,
manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve
kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.
Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü
zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla
taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik
edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların,
kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir
dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve
ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak
istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni
benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin
rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
ALINTI
avatar
bayart
Admin

Mesaj Sayısı : 103
Yaş : 43
Kayıt tarihi : 13/12/07

Character sheet
oyun bölümü: kural

Kullanıcı profilini gör http://bozok.forumotion.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz